![]() |
Bozcaada |
Bozcaada denilince Ege Denizi’ndeki
adalardan birisi akla gelir, fakat genelde hakkında fazla da bir bilgi yoktur.
Kimi zaman fayton resimlerinin veya videolarının ekrana düştüğü haller göz
önüne geldiğinde, Gökçeada ile karıştırılır. İkisi de Türkiye’ye bağlı, güzeller
güzeli sakinliğin, dinginliğin zirve yaptığı yerlerdir.
Bir yaz mevsiminde, Ağustos’un sıcak bir
gününde kendimizi feribota binmek üzere Geyikli’de bulduk. Balıkesir-Çanakkale
istikametine giderken haydi Bozcaada’yı görelim derseniz pişman olmazsınız. Her
15 dakikada bir kalkan feribotlarla rahat bir boğaz yolculuğuyla kendinizi
Bozcada Kalesi’nin yanı başında buluyorsunuz.
Temiz
ve dokunulmamış doğasıyla yaşama enerjisi veren Geyikli’de yapılan yazlık
villalar dikkat çekmiyor da değil. Kimisi için keşke biz de sahip olsak denilen
bu yapılar kimisi için de doğaya fazla dokunmasalar diye temenniye denk gelir. Unutmadan
belirtmekte fayda var. Dönüşünüzde köy yollarından ana yola çıkınız. Değmez mi
sizce?
Arabasıyla gitmek ve adaya geçmek
isteyenler internetten önceden feribot randevusu alabilirler. Arabasını
bırakmak isteyenler ise otoparklara bırakarak beklemeden karşıya gelen ilk
feribotla geçebilirler. Denizde yüzmek isteyenler hazırlıklı olsunlar.
Öğrendiğimizi kadarıyla ve Ayvalık tecrübesinden sonra Ege’nin sularının serin
olduğunu not düşmek gerekiyor.
Bozcaada
Türkiye’nin üçüncü büyük adası iken Ege Denizi’nde Gökçeada’dan sonra ikinci
büyük olanıdır. Burası Çanakkale’ye bağlı bir ilçedir. 40 km2 yüzölçümü
sahip bu adanın karadan uzaklığı yaklaşık 6 km kadardır. Nüfus yazın 5 binlere
çıkarken kışın 1500’lere kadar düşmektedir.
Her zaman olduğu gibi bu tür yerlere
giderken önceden kısa bir tarihine bakmakta fayda var. Bozcaada stratejik bir
konuma sahiptir. Çünkü Çanakkale Boğazı’nın girişinde yer almaktadır. Bunu
tarihi kayıtlarla ortaya koymak gerekir.
Troya savaşlarında Yunanlılar adadaki
Aulis Limanı’nı kullanmışlardır. Bu şirin ada İyonya ayaklanmasından sonra
Perslerin, sonra Romalıların egemenliğine dahil olmuştur. Tarih Roma
İmparatorluğunun sonunu getirdiğinde, bu kez de Bizans İmparatorluğu sahip
olmuştur.
Anadolu’nun
burnunun dibinde bulunan bu adaya Türkler ne zaman mı ilk defa sahip oldular?
İzmir’i fetheden Aydınoğlu Umur Bey 1328’de 8 gemiden oluşan bir filo ile adaya
çıkıyor. O dönemin gerekliliği için olsa gerek
yağmalıyorlar. Adanın tarihe şahitliği Venedik ve Ceneviz rekabetinde de ortaya
çıkıyor. Bizanslılar 1377 yılında adayı Cenevizlilere vermiş. Daha sonra adanın
boşaltılmasına karar veriliyor ve yaşayanlar başka yerlere taşınıyorlar.
Daha
sonra tarihimizin eşsiz kahramanlarından Fatih Sultan Mehmet Gökçeada ile
birlikte Bozcaada’yı de fethediyor. Osmanlı donanmasının
ikmal yerlerinden biri haline geliyor. Daha sonra bunu hazmedemeyen Venedikliler
tekrar adaya çıkıyor ama olmuyor. Mahmut Paşa 1464 yılında adayı tekrar Osmanlı
toprağı haline getiriyor. Ada şimdiki ismiyle ilk defa Piri Reis’in
haritalarında kendini gösteriyor.
![]() |
Bozcaada Kalesi |
Sonraki süreçte 1645-1669 arasında
Osmanlılar Venediklilerle savaşıyor ve adayı kaybediyor, ama bir yıl sonra
donanmamız tekrar fethediyor. Ada
şimdilerde olduğu gibi uslu durmayan Ruslar tarafından da ele geçiriliyor
(1806-1812). Kale Ruslar tarafından yıkılırken, ada da yakılmıştır. 1842 yılına
gelindiğinde ise II.Mahmut adayı tekrar almıştır.
Çanakkale savaşları sırasında ada
İngilizlerin ve Fransızların kontrolüne geçmiştir. Buraya uçak pisti yapmışlar,
ikmal merkezi olarak kullanmışlardır. Askerlerini buradan dinlendiren ve tedavi
edilmesini sağlayan Çanakkale’nin yenilenleri 24 Temmuz 1923'te imzalanan
Lozan Antlaşması ile adayı bize bırakmak zorunda kaldılar.
Bozcaada’da belediye bulunur ve 1923
yılında kurulmuştur. Kuruluşu oldukça eski bir belediyeye sahip olmasına rağmen
adada köy yoktur.
Bozcaada tarihine kısa bir göz attıktan sonra doğal güzelliklere ve adada edindiğimiz notlarımıza geri dönelim. Daha feribot üzerindeyken fotoğraf makineleri takip eden martılardan adaya yöneliyor. Bir kale ve üzerinde dalgalanan bayrağımız dikkat çekiyor. Feribottan iner inmez Ağustos’un sonlarına doğru manav reyonlarını süsleyen doğal meyve-sebzeler dikkat çekiyor.
![]() |
Bozcaada Kalesi Girişi |
Bozcaada tarihine kısa bir göz attıktan sonra doğal güzelliklere ve adada edindiğimiz notlarımıza geri dönelim. Daha feribot üzerindeyken fotoğraf makineleri takip eden martılardan adaya yöneliyor. Bir kale ve üzerinde dalgalanan bayrağımız dikkat çekiyor. Feribottan iner inmez Ağustos’un sonlarına doğru manav reyonlarını süsleyen doğal meyve-sebzeler dikkat çekiyor.
Ada sokaklarına girildiğinde kendine
özgü mimari, döşeme taşlar ve insanlarının güler yüzlülüğü dikkat çekiyor. Bu
güzelliklere maruz kalan misafirlerin memnuniyeti ise yüzlerinden okunuyor.
Öğle vaktinde adaya çıkarsanız mis gibi ev yemekleri yapan yerlere mutlaka
uğrayınız. Dar sokak aralarının tarihe şahitlikleri görülmeye değer. Gündüz
saatlerinde akşam eğlencelerine hazırlanan küçük eğlence yerleri tatilcileri
bekliyor. Ahşap masa ve sandalyeler size bir özlemi hatırlatmıyor mu?
İskelenin hemen yanındaki küçük semt
pazarı, hediyelik eşya satıcılarına uğramayı unutmayınız. Adaya özgü hatıraları
bulabilirsiniz. Adayı gezmek isterseniz bisiklet ve araba kiralayabilirsiniz. Ada
içerisinde yürüyerek dolaşmak kısa mesafeler için kolay ve mutlaka deneyiniz.
Bu arada bol bol fotoğraf çekmeyi de unutmayınız.
![]() |
Hediyelik eşya pazarı |
Bozcaada’ya bizim gibi Ağustos ayında
veya Eylül ayında giderseniz nefis görsellikteki ve enfes tattaki üzümleri
yemeyi unutmayınız. Çok şey kaybedeceğinizi söyleyebilirim.
Bu arada Bozcaada Kalesi’ni ziyaret etmediğimi sanmayın. Kalenin girişi ücretli ancak düşük bir ücrete mukabil gezebiliyorsunuz. Adanın surlarına çıktığınız zaman neden stratejik bir yer olduğu hemen anlaşılabiliyor.
Bu arada Bozcaada Kalesi’ni ziyaret etmediğimi sanmayın. Kalenin girişi ücretli ancak düşük bir ücrete mukabil gezebiliyorsunuz. Adanın surlarına çıktığınız zaman neden stratejik bir yer olduğu hemen anlaşılabiliyor.
![]() |
Kaleden boğazın görünüşü |
Ancak gördüğüm bazı manzaralar bizi
üzmedi de değil. Kale içerisinde dolaşırken bir bakımsızlık hakimdi. Osmanlı
tuğrasının bulunduğu taş yerde duruyordu ki alınıp götürülmesi gayet kolay.
Çünkü girişte sadece cüzi ücreti alan bir görevli var. İçeride hiç kimse yoktu.
Kalede bulunan eserlerin altlarına
isimler yazılan yerler var ama bu isimler kaybolmak üzereydi. Kale girişinde
tanıtıcı bir tane levha var ancak içeride bölge bölge tanıtım kartları yoktu.
Örneğin kale içerisindeki mescid nerede belli değil.Bozcaada Belediyesi mutlaka kale hakkında daha detaylı bilgilerin ziyaretçilere sunulmasını sağlamalıdır. Eğer belediye altından kalkamazsa bu Kültür ve Turizm Bakanlığımız sağlamalıdır. Değerini öğrenmek belki de sahip çıkma değerini daha önemli hale getirebilir.
Son not olarak Bozcaadaın’ gezilip görülmesi gereken bir yer olduğudur. Özellikle kalenin konumu boğaz için ne anlama geliyor orada apaçık duruyor. Biz bir yaz günü Bozcaada gezimizi çok sevdik, planlarınız arasına almanız için sizlere de öneriyoruz.
Yazıya "hakkında fazla bilgi yoktur diyerek başlamışsınız. Artık var :) Biz yaptık oldu. http://bozcaadam.net/ adresinden Bozcaada hakkında çok çok çok fazla bilgiye sahip olabilirsiniz.
YanıtlaSilEyvallah, teşekkür ederim...
Sil