![]() |
Karahisar Kalesi ve Bayrağımız |
Karahisar Kalesi Yıkılır Gelir
Kakülü Boynuna Dökülür Gelir
Yayladan Gel Allı Gelin Yayladan
Kesme Ümidini Kadir Mevladan Kadir Mevladan
Ver Elini Karlı Dağlar Aşalım Bayramlaşalım
Ben Bir Koyun Olayım Sen De Bir Kuzu
Meleye Meleye Getirem Yazı
Melodisi ve sözleri ile dikkat çeken bir türküdür “Karahisar Kalesi.” Belki birçok kimse
nerede olduğunu bile bilmeden severek dinler ve söyler bu türküyü. Afyon diğer
ismi ile Afyonkarahisar şehrine yapmış olduğum ziyarette, Karahisar Kalesi ilk
ziyaret ettiğim yerlerden birisidir.
Şehrin her yerinden görülebilen ve dalgalanan Türk bayrağı ile ben buradayım demektedir. Bu davete icabet etmemek elbette olmaz.
Kaleye çıkmak için Afyon şehrinin en eski yerleşim
yerine uğramanız ve dik merdivenleri çıkmanız gerekiyor. Ancak her zaman olduğu
gibi küçük bir araştırma yapmanızı ve burası hakkında bazı bilgiler edinmenizi
öneririm.
Tarihi notlara göz atacak olursak, Karahisar Kalesi’nin Hitit İmparatoru
II.Murşil tarafından M.Ö.1350 yılında askerlerinin kışı geçirmesi için
yaptırıldığını öğreniyoruz. Yaklaşık 226 metre yüksekliğinde olan kalenin o
dönemdeki ismi ise Hapanuva
(Yüksek Tepe Şehri)’dır. Kaleye çıkabilirseniz, çevresine nasıl hakim olduğunu
ve stratejik bir yer olduğuna şahit olursunuz.
Tarih M.Ö. VIII-VII yüzyılları gösterdiğinde buraya
Frigler hakim olmuşlar, kalenin eteklerine Akronio veya Akronium adı
verilen yerleşim yerlerini yapmışlardır. Tarihin daha sonraki dönemlerinde ise
bu bölge Lydialılar, Persler, Pergamon Krallığı, Romalılar Bizanslıların eline
geçmiştir.
Biz Türkler ne zaman buralara gelebilmişiz derseniz, Anadolu’ya
güzel bir zaferle ismimizi yazdırdığımız Malazgirt Savaşı’ndan sonra XI.
Yüzyılda Selçuklular buraya yerleşmiş, burada yaşayan Türk boyları kayalar
üzerindeki bu kaleye Karahisar ismini vermişlerdir.
Anadolu Selçuklu Sultanı I.
Alaeddin Keykubat bu kalede hazinelerini saklamıştır. Selçuklu vezirlerinden
Sahip Ata Fahrettin Ali ve oğullarına kale muhafızlığı verilmiş, bu nedenle de
ismi Karahisar-ı Sahip olmuştur. Sultan Alaeddin Keykubat burada cami, saray,
erzak ambarları, cephanelikler, sekiz su sarnıcı ve değerli eşyaların
saklandığı bir de mahzenler yaptırmıştır. Burası Osmanlılar döneminde de kullanılmıştır. Örneğin
Sultan II. Selim kaleyi onartmıştır. Bölgede en iyi afyonlar yetiştiği için
kalenin adı Afyonkarahisar olmuştur.
![]() |
Karahisar Kalesi'nden şehrin görünüşü |
Karahisar Kalesine çıkmak için Ulu Caminin
karşısındaki ara sokaktan yukarı doğru yol almanız gerekiyor. Mehmet ve Ahmet
Efendiler ve Ahmet Turhani türbelerinin arasından geçen küçük sokak sizi hafi
hafif çıkışa hazırlamaktadır.
Merdivenleri tırmandıkça şehre yukarıdan bakmaya
başlıyorsunuz ve böylece daha yakarıya çıkma cezbine kapılıyorsunuz.
Merdivenler dikleşmeye başladığında, benim gibi kışın soğuğunu hissetmeye
başladığınız dönemde buradaysanız, soğuğu yüzünüzde hissediyorsunuz. Tırmanılan
merdivenlerin zorluğunun vücudunuzu ısıtması ve hafif rüzgar birbirini
dengeliyor. Kale surlarına yaklaştıkça diklik artarken, burada yaşayanlar nasıl
çıkmışlar, dönemin askerleri ne zorluklar içindeymiş demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Nihayet zirveye, surların içine girdiğinizde şehrin
enfes manzarası sizi kucaklıyor. Zamanında yaşamın olduğu bu yerde neler
yaşandığını gördüklerinizle birlikte içselleştirmeye çalışıyorsunuz. Dalgalanan ay yıldızlı bayrağın gururu ise
bir başka, belki de tarifsiz bir his. Kaleden Afyon şehrine bakarken Kurtuluş
Savaşı ve verilen mücadelenin aklınıza gelmemesi ise imkansız.
Anadolu birçok medeniyete ev sahipliği yapmış
medeniyet beşiğidir. Bu ev sahipliğinin yaşanmışlıkları ise birçok tarihi
gerçeklerle birlikte efsaneleri de beraberinde getirmektedir. Tarihin düştüğü
nota göre “Efsaneler gerçeklerin
izdüşümündedir.”
![]() |
Karahisar Kalesi'nden Ulu Caminin Görünüşü |
Bu durumda Karahisar Kalesi ile ilgili bir efsaneye
kulak vermemek olmaz: Battal Gazi’nin Afyonkarahisar’da 740 yılında öldüğü tarihçilerin
birleştiği bir gerçektir.
Efsaneye göre “Battal Gazi ile yakın arkadaşı Ahmet
Turhan kaleyi ele geçirmek için sıkı bir kuşatma yapar, içeridekilerin dışarısı
ile bütün bağlantılarını keser. Kale komutanı, bunun üzerine Bizans İmparatoru’na
haber gönderir ve 100.000 kişilik bir ordu yardıma çıkar. Kalenin burçlarından
Battal Gazi’yi görerek aşık olan komutanın güzel kızı, kötülük gelmemesi için
çimler üzerinde uyumakta olan Battal Gazi’ye bağırır, ancak duyuramaz. Sonra
bir kağıt yazar, taşa sararak üzerine atar. Battal Gazi, bir iki kıpırdandıktan
sonra hareketsiz kalır. Battal’ın uyunmadığını gören kız telaşlanır, babasına
Türk’lerin komutanının çayırda uyuduğunu söyler ve güya O’ nu öldürmek için
zehirli bir hançer ister. Battal Gazi’nin yanına gelen kız onu ölmüş olarak
bulur. Çünkü attığı taş, Battal’ın kulağına gelmiş ve ölümüne neden olmuştur.
Kız üzülür ve hançeri kendi kalbine saplayarak hayatına son verir. Bizans
ordusu kalenin eteklerine geldiğinde amansız bir savaş başlar, Ahmet Tarhan
askerleriyle birlikte şehit olur. Ahmet Tarhan Karahisar Kalesi‘nin
eteklerinde, şu anda Ulu Cami‘nin karşısındaki mezarına gömülür. Yenilgiden
sonra çok şiddetli bir fırtına başlar ve Battal’ın cesedini Eskişehir
dolaylarına atar. Böylece Bizanslılar, Battal Gazi’nin öldüğünü anlayamaz ve
daha uzun süre onun korkusuyla yaşarlar.”
Afyonkarahisar’a kadar gidip, yol güzergahı olarak
kullanıp kaleye çıkmamak olmaz. Şiddetle öneririm.

Deneme başarılı,iyi seneler.
YanıtlaSilDeneme başarılı,iyi seneler.
YanıtlaSililginiz için teşekkür ederim
Sil