2 Nisan 2015 Perşembe

DAĞLARIN YALNIZ ÇİÇEĞİ: KARDELEN

  Son aylarda hakkında en çok söz edilen konularından birisi olan Osmanlıca’ya ait bir kelimeden yola çıkarak bu yazıya başlayalım. Kelimemiz “İbrad (Abra/Ebra)”. Soğukluk anlamına gelen bu kelime, soğuk bir yerleşim bölgesi olan İbradı’ya isim olmuştur. Rakımı yaklaşık 1100 m olan İbradı tam manasıyla yayla özellikleri göstermektedir.
 
 Kışı sert ve dağları yoğun kar altında geçen bu güzide yerleşim yeri, Roma’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’ya ve günümüze kadar geçen bir tarihe beşiklik etmektedir. Tarihin şahitliğini konaklarında çok rahat görebilirsiniz. Dış görünüş günümüzün ihtişamı iken, tarihin derinliklerinde de aynısını yansıttığından kimsenin kuşkusuzu olmasın. Mezarlıklarında ise kadıların yattığını mezar taşlarından anlayınca, Kadılar Şehrinde olduğunuzu algılayacaksınız. 
 
Yörük Ali Konağı
 Konakların içine görenler hemen fotoğraf makinelerine sarılırlar, gördükleri güzellikleri ölümsüzleştirmek için. Her odada mutlaka mum veya gaz lambasının ya da bazı küçük eşyaların konulduğu yerler bulunur. Bazı duvarlarda güğümler, küpler, ırbıklar yer alır.
 
  Dolanbaçlı yolların tehlikeli geçişleriyle ancak ulaşılabilen İbradı’nın sırtını dayadığı dağları, kış aylarını kar altında geçirmektedir. Beyaz gelinlik gibi dağları süsleyen bu beyaz örtü baharın ilk ayak sesleri ile erimeye yüz tutar. Mart ayı Nisan’a meyletmeye başladığında yağmur damlaları havanın ısınmasıyla erimeye başlayan karları daha hızla suya çevirir.
 
  Eriyen kar sularının ışıl ışıl salınarak yamaçlardan aşağıya akmasına şırıl şırıl su sesi eşlik eder. Bir de bu mevsimde, çiçeklerin kraliçesi kendini göstermeye başlar. Doğanın, dağların yalnız çiçeği kardelen, kar örtüsünü üzerinden atar atmaz beyaz bir çiçekle selamını çakar.
 
Karların altından çıkmayı başarmış bir kardelen bitkisi
 İbradı’nın dağlarında tevazu ile boynunu bükmüş koytakların mahzun çiçeğinin bu hali, acımasız toplayıcılardan mı kaynaklanıyor diyesi gelir görenlerin.
  Eğer günümüzün bilge amcası google’dan küçük bir araştırma ile oralara ulaştı iseniz, bu çiçeklerin “neden beni anlamıyorsunuz?” dediğini duyacaksınız. Çünkü bileceksiniz ülkemizde artık sınırlı sayıda türlerinin olduğunu. Önlem alınmazsa yakın bir gelecekte nesli tükenen bitkiler arasında yer alacağının farkında olacaksınız. Türkiye’nin kardelenlerine bir de biz göz atalım:
1-Galanthus fosteri
2-Istanbul Kardeleni (Galanthus byzantinus)
3-Karadeniz Kardeleni (Galanthus Woronowii)
4-Rize kardeleni (Galanthus Rizehensis)
Üzerinde yağmur suyu ile tevazusunu gösteren bir kardelen
 
  Kardelen çiçeklerinin asıl önemli olanı soğanlarıdır. Soğanlar doğal olarak bulunduğu dağlardan sökülerek toplayıcılardan alınmak suretiyle ihraç edilir. Bu konuda dikkatli olmak gerekiyor gerekmesine de yeterince önlem alınabiliyor mu, sorgulanması gerekiyor.
  Bilinçsiz şekilde yetiştiği yerlerden sökülerek para için ihracatçılara teslim edilen bu soğanlarla aslında var olan değerlerimizi heba ediyoruz. Galanthus elwesii ile Galanthus woronowii türleri dışındaki kardelen soğanlarının doğadan toplanması ve satılması yasaktır. Ancak dağ köylerinde bunun ayrımını yapabilmenin mümkün olmadığı bilinmelidir.
  İbradı dağlarının eteklerinde artık kardelen çiçekleri açmıyor, masumluklarına aldırmadan acımasızca toplandığı için. Artık bizim gibi tırmanmanız gerekiyor karların üzerinden yamaçlara.
Peki ne yapacağız? Doğanın yalnız çiçeğini yalnızlığına terk etmeye devam mı edeceğiz? Öncelikle İbradı’yı görmeliyiz, sonra kardelenleri, tabiki toplamadan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder