Türkiyemizin her bir köşesi kendinizi tarihin derinliklerine
götüren mekanlarla dolu. İster Anadolu’nun en doğusuna gidin, isterseniz
Trakya’nın en batısına uğrayın, her yer tarih, her yer anı, her yer muhteşem
eserler…
Bu yıl yurt içi gezilerimizin birincisi Trakya Bölgesi’nden
Edirne’ye idi. Edirne’ye günümüz koşulları ile bakarsak, sadece sığ bilgiler ve
görsellerle değerlendirme yaparız. Haliyle binlerce yıl geçmişe dayanan tarihi
mirasa ayıp etmiş oluruz. Hele bir de Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentlerinden
birisi oluşunu unutursak, tarihimize saygısızlık yaparız.
Edirne I. Murad döneminde fethedildikten sonra 1365-1453 yılların arasında tam 88 yıl Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapmıştır. Edirne’yi ziyaret ederken bu pencereden bakarak gezmenizi ve görmenizi dilerim. Ve tabii ki Balkan Savaşları dönemini de unutmayalım.
Edirne’de Osmanlı Dönemi’nden kalan eserleri gezerken ilk
ziyaret ettiğimiz yerlerden birisi II. Bayezid Külliyesi’ydi. II. Bayezid
Külliyesi Tunca nehrinin kuzey kıyısında, akarsuyun hemen kenarında inşa
edilmiş.
Peki bir külliye denilince hangi kısımları vardır, geçmişte
hangi amaçla yapılmıştır diye düşünmek gerekiyor. Günümüzün bakış açısı ile
sadece tarafgirlik penceresine mahkum olabiliriz.
Bu Külliye kampüsünde misafirhane (tabhâne), aşhane (imaret), mutfak, erzak ambarı, medrese, dârüşşifâ (hastane) ve hamam bulunuyormuş. Bulunuyormuş dememizin sebebi artık bazı kısımların günümüze ulaşmamasıdır. Örneğin güney kısımda bulunan hamam artık yok.
Bayazid Han, Kili ve Akkirman seferine çıkmak üzere 1484
yılının Mayıs ayında Edirne’ye geldiği günlerde yapıların temelini attırmış. Cami
kitâbesine göre 1487-88 yılında tamamlanmış. Diğer binalarında hemen hemen aynı
tarihlerde bitmiş olduğu kaynaklarda not düşülmüş.
Medrese kısmını merak edenler o dönemlerdeki medreseleri
lütfen araştırsınlar. Eğitim var. Hem de o dönemi için harika bir eğitim. Din
eğitimi var. Bazı mesleklerin eğitimi var. Tıp eğitimi var. Bununla ilgili
bilgiler dârüşşifâ binasında sergileniyor. Lütfen ziyaretiniz sırasında görmeyi
unutmayın.
Eğer bir külliye var ise mutlaka bir de vakıf kurulmuştur. Bu külliye içinde vakıf var. Çünkü bu yapıların ve hizmetlerin devam etmesi gerekiyor. Eğer bir vakıf varsa akarları da vardır. Yani daimî gelir kaynakları mevcuttur. Bu külliye için yapılan araştırmalarda üç vakfiyesi tespit edilmiş. Nereden ne kadar gelir geleceği ve kime ne kadar ödeneceği de belirtilmiş.
Külliye içinde bir de harika bir mimari eser olan camii var. Cami
varsa kitabe de var. Zenbilli Ali Efendi tarafından yazıldığı bildiriliyor. Büyük
seyyahımız Evliye Çelebi buralara da geliyor ve yazdığına göre avluya dikilmiş
4 adet selvi ağacı Sultan Bayezid tarafından dikilmiş.
Sultan Bayezid tarafından yapılan bu Külliye Balkan Savaşları
sonrasında kötü dönemler de yaşamış. Tunca nehri taşkınlarından bu mekanın
büyük zarar gördüğü kayıtlarda bildirilmiş.
Açıkçası bir tarihçi edasıyla yazacak değiliz. Sadece Edirne’ye
yolu düşenlere ya da Edirne’de gezilecek yerler neresidir diyenlere bir adres
sunmak için satırlara dökme hissidir bu.
Bugün caminin sadece turistik ziyaretçileri daha fazla. Daimi
bir saf bile cemaati yok. Kırkpınar güreşlerinde 3-5 gün caminin daimi
cemaatinde artışlar oluyor. Malum Kırkpınar güreşleri yakın bir alanda, saray
içi er meydanında yapılıyor.
Peki Edirne’de gezilecek görülecek yerler neresidir, aşağıya
birkaç yeri not düşelim:
ü II.
Bayezid Külliyesi
ü Selimiye
Camii ve etrafındaki diğer tarihi yapılar
ü Üç
Şerefeli Camii
ü Eski
Camii
ü Hıdırlık
Tabyası
ü Rüstem
Paşa Kervansarayı
ü Meriç
ve Tunca nehirleri
ü Mecidiye
Köprüsü
ü Karaağaç
Tren Garı
ü Enez
Kalesi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder