Türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2015 Cuma

KIRGIZİSTAN’DA GEZİLECEK-GÖRÜLECEK YERLER

Gençliğimizde hafızamıza nakşetmiş Türk Yurdu özlemini giderebilmek için düştük yollara. At sırtında veya yaya olarak değil, Türk Hava Yolları ayrıcalığıyla ulaştık Kutadgu Bilig’in yazarının memleketine.
Hafızamı zorlayınca tarih kitaplarından geriye kalan Çin’in ve iklim koşullarının zorlamasıyla oluşan Kavimler Göçü, Hunlar, Aral Gölü, Don ve Volga nehirleri, Talas Savaşı, Müslümanlığa geçiş, Balasagun, Issık Göl, Tanrı Dağları, Amuderya, Siriderya, Bilge Kağan, Orhun, Hoca Ahmet Yesevi derken tarih ve mekan gözetmeksizin birçok önemli nokta canlanır gözümün önünde. Görmek? Nihayet nasip oldu.
Kırgızistan Haritası
Türk yurdu ziyaretlerime Kırgızistan ile başladım. Şehrin Kuzey-Batısı’nda bulunan Manas Uluslararası Havaalanı’na ayak basar basmaz benliğimi saran heyecan, tertemiz havayı teneffüs ederek başladı.
Yolu düşeceklere hemen belirteyim, Türkiye’de olduğu gibi hava trafiğinin yoğun olduğu bir havaalanı beklemeyin. Sabahın ilk ışıklarıyla birkaç Rus uçağı, uçuş sırasını bekleyen Pegasus ve Türk Hava Yollarına ait birkaç uçağın olduğunu görürsünüz.
Havaalanı’ndan şehrin merkezine doğru ilerlerken ve dümdüz ovadan geçerken gözünüzün alabildiği uzaklarda sıralanmış dağları göreceksiniz. Yanınızda Kırgız birisi varsa başlayacaksınız sormaya, bu dağların ismi nedir? Beklediğiniz ve duyduğunuz cevap Tanrı Dağları (Tien-Şan).
Tavsiyem, Kırgızistan’da gezilip görülecek yerler konusunda ve elbette atalarımızın bastığı toprakları merakla, önceden mutlaka araştırma yapmanızı öneririm.
Ülkenin Kuzeyinde Kazakistan bulunuyor. Ülkenin Doğu ve Güneydoğusunda Doğu Türkistan’dan dolayı içimizi acıtan, dertlendiren, kurtulmaları için dualar ettiğimiz Çin yer alıyor. Kırgızistan’ın batısında ise neden sorun yaşanıyor, farkımız nedir ki küssünüz dediğimiz Özbekistan var. Güney ve Güneybatıda ise bir başka Türk yurdu Tacikistan.
Yol boyu giderken geçip gittiğiniz ovaya kanıp da ne güzel, her yer dümdüz düşüncesine kapılmayın. Kırgızistan çok önemli bir kısmını dağlar oluşturuyor. Ancak ülke 3 bin civarında göle sahip. Bunların en önemlisi mutlaka gidip görmeniz gereken bir krater gölü olan Issık Göl’dür. Diğer önemlileri ise Son Göl ve Çatır Göl’dür.
Başkent, 1878 yılında Ruslar tarafından kurulmuş Bişkek’tir. Kırgızistan, sonradan kurulmuş ve özel bir statü verilen Bişkek haricinde “obslat” adı verilen 7 ayrı bölgeden oluşmaktır. Bunlar:
Çuy: Kant, Karabalta, Tokmak
Issık Göl: Karakol, Balıkçı, Çolponata
Narın: Narın
Talas: Talas
Celalabad: Celalabad, Maylı-Suu, Taşkömür; Kokyangak
Oş: Oş, Kızılkıya, Sülükta, Özgön, Karasuu
Batken: Batken, Çonkara, Kaydarkan, Çek ve Cancer

Manas Heykeli
Bişkek yakınlarından başlayarak gezilip görülmesi gereken yerleri isterseniz özet halinde şu şekilde sıralayalım:
1. Ala Archa Milli Parkı
2. Zafer Meydanı
3. Güzel Sanatlar Müzesi
4. Mikail Frunze Müzesi
5. Şehrin Ana Meydanı, Alla-Too
6. Filarmoni
7. Manas Heykeli
8. Oş Pazarı
9. Ata Beyit (Cengiz Aytmatov’un anıt mezarının da  bulunduğu yer)
10. Bişkek Merkez Camii
11. Balasagun (Karahanlıların ilk başkenti)
12. Burana Kalesi, Balasagun’da (Tokmak şehri yakınlarında)
13. Issık Göl, Karakol şehrinde
14. Karakol Vadisi
15. Narın Şehri
16. Taş Rabat, Narın’da
17. Son Göl, Bişkek’e oldukça uzak bir yerde bulunuyor
18. Talas Şehri
19. Celal-Abad şehri
20. İmam Serahsi Türbesi, Özgen’de
21. Oş Şehri
22. Süleyman Dağı, Oş’da
23. Babür Şah’ın evi, Oş’da
24. Fergana Vadisi, Oş’da
      Kırgızistan keşfine isterseniz Başkent Bişkek ile başlayabiliriz. Şehirde dolaşırken Ruslar döneminde yapılmış ve herhangi bir estetikleri olmasa da hala zamana direnmeye çalışan eski binaları göreceksiniz. Bir başkentte olmanıza rağmen, Avrupa ülkelerinde olan düzeni de aramayınız. Çünkü ekonomik anlamda oldukça fakir bir ülkedesiniz.
Ruslar döneminde şehir belli bir plan dahilinde kurulmuş. Yolların her iki yanında ağaçlar vardır ve bu ağaçların sulanabilmesi için Türkiye’de olduğu gibi arıklar vardır. “Arık” denilince, bu ifade aynı anlamlarda Kırgızistan’da da kullanılmaktadır.
Şehir içinde toplu taşıma olarak dolmuşlar, elektrikli otobüsler ve taksiler çalışıyor. Trafik biraz karmaşık durumda. Herkes kurallara uymaya çalışıyor. Bazı ilginç uygulamalar da bulunuyor.

Yazıya şimdilik bu kadar diyerek fazla uzatmamak adına son veriyorum. Ancak ata yurdundan notlarımı ve izlenimlerimi aktarmaya devam edeceğim. 

16 Haziran 2014 Pazartesi

OY MEN ÖLMÜŞEM GAVİM GARDAŞ, NERDESEN...


Oğuzam
Türk menem…
Bayatlardan Türkmenem…
Damarlarındaki asil kan
Aslına çektiğin ırk menem…
Yaprağın asılı dallar
Gövdeni taşıyan kök menem…
Yolunu gözleyen yar
Aşkınla çarpan ürek menem…
Can içre canan bilmişem gavim gardaş, nerdesen…

Yedi koldan
Yirmidört boydan gelmişem Orta Asya’dan…
Yayından fırlayan ok
Huduttan hududa atılan mızrak
Deli havalar soluyan kısrak gibi esmişem…
Az gitmişem, uz gitmişem
Dere tepe düz gitmişem…
Kuş uçmaz kervan geçmez dağları
Göçebe adımlarla gezmişem…
Irağı yakın, yurdumu Irak eylemişem…
Tırnaklarımla oymuşam tortu kayaları
Kıraç toprakları gözyaşlarımla sulak etmişem…
Kızgın tohumlar serpmişem
Emek vermişem
Aşa getirmişem…
Türk illerine haber salmışam gavim gardaş, nerdesen…


Selçuklu şah-ı sultanlarım adım atmış otağıma
Kapıda karşılamışam civan mert erlerimi
Başım gözüm üstüne berhudar ağırlamışam…
Musul’da Zengiler
Kerkük’te Kıpçaklar
Erbil’de Beg Teginliler
Yiğit yatağı Atabegler kurmuşam...
Dokuz başlı tuğlar aparmışam yad ellere
Türk’ün adını âlemlere duyurmuşam…
Bayındır Kızanı torunlarımı kucaklamışam
Bahar coşkusu Akkoyunlar gibi ovalara yayılmışam…
Sultan Cined’in emaneti
Şah İsmailimle pişirmişem ham yanlarımı
Ocağımda tüten Safevi ateşiyle alev alev yanmışam…
Genç Osmanlıyla açmışam Bağdat’ın kapısını
Cahiliye devrini hepten kapatmışam…
Dil, din ve ırk özgürlüğüyle donatmışam halkları
Çıra gibi aydınlatmışam kör karanlık tarihi
Çevreme ilim, irfan, ışık saçmışam…
Derin hülyalara dalmışam gavim gardaş, nerdesen…

Ne zaman ki
Türk birliğine diş bilemiş düşman
Çapraz fişek silahıma davranmışam…
Zırnık ödün vermemişem haa sevgimden
Korkmamışam heç
Ölümleri kuşanmışam…

Yalın ayak koşmuşam Kafkas cephelerine
Sarıkamış harekâtına katılmışam…
Buz kesmiş yüreğim Allah-u Ekber Dağlarında
Katmer katmer kefensiz donmuşam…

Çanakkale’de etten duvar olmuşam
Göğüs göğüse çarpışmışam Allah vekil
Bir adım geçirmemişem gâvuru öteye
Üst üste cansız yığılmışam…

Nasıl ki
Harb-i cihanlarla zayıflamışam
Güçten kudretten düşmüşem heyhat
Yeraltı kaya yağlarım sulandırmış ağızları
Hemhal manda manda paylaşılmışam…

Öyle ki
Et ve tırnak misali ayrılmışam
Süt kuzu yavru gibi koparılmışam Anadolu’dan
Yılanlar tıslamış
Köpekler hırlamış ardımdan
Sahipsiz kalmışam gavim gardaş, nerdesen…


Lord planları tayin etmiş kaderimi
Misak-i Milli sınırlar dışına çıkarılmışam…
İtilmişem, kakılmışam, horlanmışam külliyen
Tekme tokat yerlere yatırılmışam…
Dağ ayılarının önüne atılmışam yaralı
Çöl develerinin hörgücüne tepe taklak asılmışam…

Türk menem demişem
Türkçe söylemişem
Eskiyaka’da kurşunlara dizilmişem…
Emeğimin hakkını istemişem
Gavurbağ’da linç edilmişem…
Adalet beklemişem
İplere gerilmişem…
Eşitlik yeğlemişem
Zab suyu kana bulanmış
Altunköprü’de ekin gibi biçilmişem…
El insaf vicdan dilemişem
Zindanlara sürülmüşem…
Çığlıklarım katlimin sâlası
Diri diri gömülmüşem gavim gardaş, nerdesen…

Duy hele
Kimliğim değiştirilmiş
El-Temim olmuş Türkmen Kerkük
Hafızalardan kazınmışam…
Baas Baas bağırmışlar partizanca
Kin kusmuşlar yüzüm barabarı
Evimden yurdumdan göçe zorlanmışam…

Kollarım kırılmış omuzlarımdan
İşkencelerle yoğrulmuşam…
Gözlerim kan çanağı
Fincan fincan oyulmuşam…
Ölmem yetmemiş kâfire
İp sarılmış cesedime
Sokaklarda dolaştırılmışam…
Cıncık gibi ortalığa saçılmış cism-i bedenim
Lime lime dağılmışam gavim gardaş, nerdesen…


Beterin beteri var…
Biri getmiş, ötekiler gelmiş…
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuşam…
Mavzerler çevrilmiş üzerime
Tetiklere sarılmış Puştlar
Merhamet beklerken, zulüm bulmuşam…

 
Böyük devletlerin böyük oyunu
Yok etmek Türk’ün soyunu
Çoraplar örülmüş
Çuvallar geçirilmiş başıma
Aslanım; kediye boğulmuşam…

Okumak yazmak yok…
Dilim damağıma bağlanmış
Düşünmem, konuşmam, kızmam yasak…
Başın kaldırıp bakmak
Gözün ucuyla süzmek ne cüret…
Elim ayağıma dolanmış
Oturmam, yürümem, gezmem yasak…
Taş kesilmişem gavim gardaş, nerdesen…

Di gah gel…
Di gel ölem di gel…
Adına gurban olam di gel…
Alnına kanım çalam di gel…
Bayrağım göğün mavi gülü, ay yıldızım sen…
Yurdum Türkmen eli, can özüm sen…
Soyum sopum Türkoğlu, yüzüm sürdüğüm izim sen…
Oy men ölmüşem gavim gardaş, nerdesen…