Sırbistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sırbistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2013 Perşembe

TUNA’YI GÖRMEDEN DÖNMEYİN! (BELGRAD İZLENİMLERİ II)


Kalemegdan’dan Tuna Nehri’ni izlerken bıraktığımız Belgrad izlenimlerine devam ediyoruz. Belgrad Tuna ve Sava Nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuş tarihi bir şehirdir. Tuna deyince Belgrad bir yana….
Tuna!
O Tuna ki Gazi Osman Paşa’yı hatırlatır.
Tuna demek, etrafını çevirmiş düşman askerlerine karşı o yiğit Osmanlı Paşası demektir. Kendi içinden satılmışların da bulunduğu düşman cephesine bindirdikçe bindiriyor, ama binlerce kilometre uzaklarda…
Yiğitlik o ki çarpışarak yenilmektir Tuna!
Hüzün ve gurur duygularının hâkim olduğu Tuna seyri bence yaşanmalı.
Bizden kalan eserleri yok etmekle hınçlarını almaya çalışan bir ülke Sırbistan. Gördüklerimiz, konuştuklarımız, öğrendiklerimiz diyor ki Sırbistan mutlu değil. Sokakların dağınıklığı, çöpleri, gençlerin boşluktan boyadığı duvarlar, köprü kenarlarındaki bira şişeleri de şahit bunlara. Sırbistan Başkenti ile bölünmüşlüğün hüznü içinde. Bir büyük devlete başkentlik yaparken şimdi küçük bir devletin merkezi Belgrad.
Belki de küresel güçlerin kurduğu tuzağa düşmenin pişmanlığı da benliğindedir insanlarının. Ekonomininiz iyi değilse siz de iyi değilsiniz demek.
Parçalanmanın ne demek olduğunu merak edenler, parçalanma sonucunda oluşan küçük devletlere mutlaka gitmelidirler. Binlerce yıllık tarihe sahip Belgrad doğal ve tarihi açıdan mutlaka da ziyaret edilmeli.
 
Gidilmesi gereken yerleri birinci kısımda belirtmiştik.
Listede yer alan yerlerden birisi de Knez Mihajlova Caddesi. Uzun ve ziyaret eden hemen herkesin de uğrak yeri. Öğleden sonra ve akşam hareketli bir yer. Bizim gibi Yaz’dan sonra giderseniz, bizden bir kokuya da şahit olabilirsiniz. Kestane kebap!
Ünlü mağazalar, güzel alışveriş ve hediyelik eşya dükkânlarını bulabilirsiniz. Her daim cıvıl cıvıl bir yer…
 
Belgrad sokaklarında yürüyüş yaparak önemli yerleri görme şansına sahipsiniz. İşte onlardan birisi daha. Aziz Sava Katedrali. Burasının hikâyesi aslında 1550-1553 yılları arasında Osmanlı Donanması'nın Kaptan-ı Deryası olan Sinan Paşa'nın kayıtlarına dayanmaktadır. Güzel ve ihtişamlı bir yapı. Ancak hâlâ tamamlanabilmiş de değildir. 2. Dünya Savaşı ve Tito dönemlerinde yaşadığı duraksamalarla ancak 1985'ten sonra tamamlanabilmiştir.
 
 
Sokaklarda dolaşırken eski ama artık kimsenin yoluna çıkmadığı otobüsleri, tramvayları görebilirsiniz. Trafik akış düzeni sağlam diyebiliriz. Ancak nüfus da ortada. Paralarının dinar olması sizi şaşırtmasın. Çok da pahalı bir şehir değil. Yiyecek bir şey bulabilirseniz. Eğer sürekli hamurlu şeyler beni bozmaz derseniz, “Pekera” lara uğrayınız.
İhtişamlı Başbakanlık, Parlamento, Belediye binalarını görerek Belgrad Üniversitesi binalarına ulaşabilirsiniz. Binaları eski. Yani tarihi eski. 1890’lı yıllarda kurulmuş bir üniversite.
Mutlaka Nikola Tesla Müzesi’ne de uğrayınız. Sonra ister yürüyerek isterse de aldığınız ucuz otobüs kartıyla, ki bir kişi 1 Euro civarında, Zemun Bölgesi’ne gitmeyi de ihmal etmeyiniz. Irmak kıyısında hem de yemyeşil parkın eşliğinde yürüyüş dinlendiriyor. Irmak içinde yat turu da yapabilirsiniz.
Sokaklarda gezerken eski binalara rest çekercesine çiçekli balkonlara şaşırmayın. Bu arada bol miktarda hediyelik eşya büfeleri de var. Bazılarında Türkçe konuşanları görürseniz de meraklanmayın. Türkçe evrensel bir dil olmayı hak ediyor.
Ziyaret ettiğimiz onca yer arasından son olarak bir şey daha sunmak istiyorum. Belgrad’ın NATO bombardımanını yaşadığını kimler biliyor veya hatırlıyor bilemeyiz ama onlar size hatırlatıyor. Aşağıda gördüğünüz resimdeki bina hala bombardımandan sonraki hali ile korunuyor.
 
Kısaca Belgrad özeti böyle. Resim çekmek serbest. Kimse bir şey demiyor. Ama Havaalanı’nda resim ve kamera çekimi yaptırmıyorlar. Ancak cep telefonlarından da habersiz gibiler. Yani resim çekme özelliğinden…
Giderseniz pişman olmazsınız… 

NOT: Bir önceki yazı da olduğu gibi sorumuzu tekrarlıyoruz. Belgrad daha önce hangi ülkeye başkentlik yapmıştır. Önceki bloka ve buna yorum yapanlar ve takip edenler arasından bir kişiye sürpriz bir hediye…

12 Kasım 2013 Salı

BELGRAD’DA GEZİLECEK-GÖRÜLECEK YERLER (I)

         Belgrad’ı bilmek tarihte izini sürmek demek olsa da kısaca günümüzden görünenleri aktarabiliriz, tarihçi olmamamız hasebiyle… Belgrad, Sırbistan’ın Başkentidir. Nüfusu yaklaşık 1,7 milyon civarındadır. Toplam ülke nüfusunun yaklaşık %25’i bu şehirde ikamet etmekte olup, ülke nüfusları ise 7, 2 milyon civarındadır.
Belgrad şehri Tuna ve Sava ırmaklarının kesiştiği noktada kurulmuş, diğer Avrupa Devletlerinin başkentlerine göre biraz sönük gibi kalsa da güzel bir yer. Nereleri gezip görebiliriz diye önceden küçük bir araştırma yapılmasında fayda var. Rastgele gezmek, elbette doyurucu olamıyor. Belgrad’a yolunuz düşerse nereleri mi görmelisiniz? Size küçük bir liste sunabiliriz…

1. Kalemegdan Parkı ve Kalesi
2. Knez Mihajlova Caddesi
3. Aziz Sava Katedrali
4. Cumhuriyet Meydanı
5. Prens Michael Heykeli
6. Zafer Anıtı
7. Belgrad Sarayı
8. NATO bombardımanından kalan bina
9. Nikola Tesla Müzesi
10. Zemun Bölgesi
11. Sırbistan Ulusal Parlamentosu
12. Ve gezerek keşfedeceğiniz daha birçok yer

Belgrad sokaklarında dolaşırken Komünizm döneminden kalma esintileri hala bulabilirsiniz. Örneğin binaların size verdiği his bir soğukluk olacaktır. Malumumuz burası da bir Demir Perde ülkesiydi.
Ve elbette bizden kalan bir şeyleri artık bulmakta çok mu çok zorlanıyorsunuz. Osmanlıdan ne kaldı geriye demek aslında neredeyse bir şey bulamamak demek. Bunlardan birisi yukarıdaki listenin en başında yer alan Kalemegdan… Ünlü ve döneminde geceleri kestane kokan Mihajlova Caddesi’nden çıktıktan hemen sonra Kalemegdan.
Osmanlı döneminde 1521 tarihi bulunsa da burada, tarihçi gözüyle bakamayıp Damat Ali Paşa Türbesi’nden başka bizden bir şey de yok.
 
Belgrad Kalesi aslında burası. Görkemli bir kapıdan girerken atalarımız bu kapıdan atlar üstünde görkemli şekilde girmiştir diye düşünmeden edilemiyor da…
Kale surlarla çevrili. Tertemiz ve bakımlı bahçesi içerisinde hala kazılıp gün yüzüne çıkarılması gerekenler dikkatlerden kaçmaz. Her bir yanda tarihin şahitliğini anlamaya çalıştıktan sonra, tam gün batımı esnasında surların üzerinden yönünüzü batıya dönebilirsiniz. Ve karşılaşacağınız manzara işte bu:
 
Sava ve nazlı nazlı salınıp yine zihinlerde Osman Paşa’yı söyleten Tuna birleşiyor. Ve güneş benliğinizin en derinine gurbeti nakşediyor. Ama harika bir gidişle…
Kalemegdan içerisinden değişik şahsiyetlere ait heykeller var. Dönüştürdükleri bir bina ama sanki bizden bir koku taşıyor. Ve hatıralar üzerine şu anıtı dikerek tarihten kurtulacaklarını sanmışlar.

 
Not: Bu yazının sonunda ödüllü bir de soru bulunuyor. Doğru cevaplayanlar arasında yapılacak çekilişle bir kişiye sürpriz bir hediye gönderilecek. Cevaplarınızı lütfen kullanıcı adınızla birlikte yorum ekleyerek bırakınız....Tabii bloğu takip ederek iletişim e-postanızı da ekleyiniz...
 
Soru: Belgrad Sırbistan'dan önce hangi devletin başkenti idi?