Buda ile Peşte
şehirlerinin 17 Kasım 1873 yılında birleşmesinden oluşmuş Budapeşte
Macaristan’ın başkentidir ve mutlaka görmek istediğim yerler arasındaydı. Daha
önce görüp önerenlerden ziyade tarihi bağ beni bu şehre çekiyordu. Macaristan
denilince Mohaç, Zigetvar, Estergon, Budin kalesi ilk akla gelenler arasında
yer alıyor. Peki sadece bunlar mı? Ya Atilla… Ya Batı Hun Devleti… Tuna nehri…
 |
Buda Kalesi'nden Tuna Nehri Kıyısı ve Eski Peşte Şehri |
Geçmişin hayaliyle
yaşadığımız ve şuanla ne bağlantısı var diyenlere Türk Keneşi Toplantısında
Macaristan Başbakan’ın sözlerini hatırlatmak isterim. “Biz Macarca
konuşuyoruz. Bu Türk diliyle bağlantısı olan eşsiz bir dil. Hristiyan dinini
aldık, fakat Kıpçak-Türk ilkeleri üzerinde duruyoruz.” Bu sözler yapmamız
gereken çok şeyler olduğunu gösteriyor.
Gelelim esas amacımız
olan görülmesi gereken yerleri tanıtmaya. Budapeşte’de nereleri görmelisiniz?
Aşağıdaki notlara lütfen göz atınız.
Budapeşte’ye Türk
Hava Yolları ve Pegasus Hava Yolları firmaları sizleri ulaştırabilir. Havaalanından
şehre giderken otobüsleri (100 E ve 200 E), taksiler ya da Mini BUD adı verilen
toplu taşıma araçlarını kullanabilirsiniz. Belli bir yere kadar ulaşırsanız
metro ve tramvayları da kullanabilirsiniz. Para birimi HUF ve şehir merkezinde
daha uygun fiyata bozdurabilirsiniz.
Budapeşte’de ulaşım
oldukça kolay ancak bütün ulaşım araçlarında geçen bir kart almanız önemli.
Mutlaka biletlerinizi cihazlara okutunuz. Aksi takdirde, kurallar çalışıyor,
ceza yiyebilirisiniz.
Şehrin neresinde
olursanız olun öncelikle Tuna (Duna) nehrini bulmanız gerekiyor. Eşsiz
görüntüsü ile Buda ve Peşte’yi ayıran Tuna’nın akşam keyfini mutlaka çıkartın.
Gelelim kısa kısa notlarımıza.
Google’dan yapılacak
araştırmalarda gezginler tarafından yapılmış bir takım öneriler bulunuyor.
Bunları yazanların neredeyse tamamında olmayan bir öneri ve tanıtım ile
başlamak istiyorum. Evet herkes Buda ya da Budin Kalesi’nden bahsediyor. Ancak
Kaleye geçmeden Gül Baba Türbesi’ne uğramaya ne dersiniz?
Buda’da bulunan Gül
Baba Türbesi’ne ve bununla birlikte Budin Kalesi’nde bulunan şehitliklere Türkler
ve diğer Müslümanlar tarafından yapılan ziyaretler bir Matthias
Kilisesi kadar yok. Bu durum üzücü.
Gül Baba Türbesi: Asıl adı Cafer.
Amasya Merzifon doğumlu bir Bektaşi. Sarığında bir gül ile seferlere katıldığı
söyleniyor ve isminin burden geldiği belirtiliyor. Kanuni Sultan Süleyman Buda
seferine katılırken 1526 yılında kendiisni davet eder. Budin Kalesi
fethedildikten sonra geri dönmez ve 10 yıl yaşar. Öldükten sonra Evliya
Çelebi’ye göre 200 bin kişi cenazesine katılıyor ve katılanlar arasında Sultan
Süleyman da var. Yeniçeriler üzerinde etkisinin büyük olması nedeniyle davet
edildiğini de ekleyelim. Bir de Gül Baba Utca (sokak)’dan türbeye gidildiğini
de ayrıca belirtelim. Restorasyon için Türkiyemize ve ilgilenen kurumlarımıza teşekkürler...
 |
Gül Baba Türbesi |
Abdurrahman Abdi Paşa mezarı: Budin Kalesi 145 yıl Türk egemenliğinde kalıyor. Kendisi
Budin’in son Osmanlı Valisi ve paşası. Arnavut asıllı bir asil Osmanlı.
Osmanlının 1683’deki Viyana yenilgisinden sonra kaleyi uzun süre savunur.
Savaşarak öldüğünde 70 yaşındadır. O dönem macarların bile saygısınız kazanmış.
Mezarına aynen şu ifadeleri not düşmüşler: “145 yıllık Türk egemenliğinin son
Budin Valisi Abdurrahman Abdi Paşa, bu yerin yakınında 1686
Eylül ayının ikinci günü öğleden sonra yaşamının 70. yılında maktul düştü. Kahraman
düşmandı, rahat uyusun.”
Akıncılar Mezarlığı: Kaleden aşağıya inerken basit parmaklıklarla
çevrilmiş birkaç mezardan oluşan bir yer. Bulunması da tesadüf. Notlara göre
gençler koşu yaparken buldukları taşları inceliyorlar ve Osmanlı mezarı
olduğunu fark ediyorlar. Türk Büyükelçiliği’ne haber verildikten sonra bu alan
koruma altına alınır. Mahzun şekilde ziyaretçi bekliyorlar.
Önce bizden kalanlarla ilgili notlarımı yazdıktan
sonra Budapeşte’de 8-9 tane Türk caddesi olduğunu da not düşmek isterim.
Török utca – (Türk Caddesi)
Török pal utca (Türk Dostluk Caddesi)
Török floris utça (Türk Çiçeği Caddesi)
Török ignac utca (erkek adı)
Törökvész útca (Türk Tehlikesi Caddesi)
Török bálint utca (erkek adı)
Török köz (Türk Halkı Sokağı)
Gul Baba utca
Kemal Atatürk Yolu
 |
Gul Baba Utca |
Bunların yanında başka bizden kalanlar da var. Türk
Şehitliği de bulunuyor. Osmanlı hamamları da var ve bir kısım yapılar ayakta
kalsa da çoğunluğu ilk halinden çok uzaklar.
Şimdi gelelim en çok gezilen ve görülen yerlere…
Vörösmarty Meydanı: Budapeşte’ye varışımızın ikinci günü yorgun ayaklarla girdiğimiz ve
yorgunluğa aldırmadan keyifle adımladığımız ünlü Vaci Utca sokağı içerisinde
duruyor. İsmini Macar şair Mihály Vörösmarty’den almış ve bir anıtı dikilmiş
1908 yılında.
St. Stephen Bazilikası: Biz gittiğimizde tadilatı yapılan bu görkemli yapı
Budapeşte için önemli bir yer. İnşaası 50 yıldan fazla sürmüş ve 1800 yılında
tamamlanmış. Girişi ücretli…
Parlamento Binası: Tuna nehri kıyısında bulunan bu bina görkemli bir yapı. Yaklaşık 20 yılda
yapılmış bu bina 1902 yılında bitirilmiş. Dünya’nın üçüncü en büyük parlamento
binası konumunda olduğu söyleniyor. 691 oda varmış. Koridorlarının uzunluğunun
ise 20 km olduğu belirtiliyor. Biz saat 17:00 dan sonraya kaldığımız için
giremedik. Ücretli ziyaret ediliyor. Tam 22 €, öğrenci
10 €.
 |
Parlamento Binası |
Széchenyi Köprüsü: Şehrin en meşhur
yerlerinden birisi ve mutlaka Tuna manzaralı bir resim çektirmenizi öneririm.
Zincirli Köprü deniliyor. 19.Yüzyılda Buda ve Pest şehirlerini birleştirmek
amacıyla yapılmış.
Kahramanlar Meydanı: Kahramanlar Meydanı geniş bir alandan oluşuyor. Andrassy Bulvarı boyunca
yürümenizi ve bulvarın sonunda meydana ulaşmanızı öneririm. Dünya mirası olarak
UNESCO tarafından koruma altına alınmış. Hemen yakınında Güzel Sanatlar Müzesi
ve Sanat Sarayı yer alıyor. İlginç betimlemeler yapılan heykeller Macar kahramanlarını
temsil ediyor.
 |
Kahramanlar Meydanı |
Széchenyi
Kaplıcaları: Vakit
yetersizliğinden yakınından geçtiğimiz bu kaplıcalarda oldukça ünlü. Şehir kaplıcalar
açısından zengin. Havuzlardan 15 tanesinde kaynak suyu var. Kahramanlar
meydanına yakın bir yerde. Özel şovların gösterildiği bu mekana giriş tabiiki
ücretli.
Váci Utca: Vaci
Utca sokağı Budapeşte’nin zengin semti denilebilir ve zenginlerin alış veriş
sokağı durumunda. Şehrin diğer yerlerine göre daha pahalı olduğundan, alış
verişinizi de buna göre tercih etmelisiniz. Bu sokağın bir ucu Vörösmarty Meydanı,
diğer ucu Büyük Market. Yazılanlara göre sokak boyunca duran binaların yapımı
genel olarak 19. ve 20. Yüzyıl başlarına kadar uzanıyor. Peşte’de gidecek
olduğunuz mekanlara bu sokak içerisinden geçerek gidebilirsiniz.
 |
Váci Utca |
Büyük Market: Burası
aslında kapalı bir pazar yeri. Pazar içerisinde dolaşırken Attila’nın resmini
görebilirsiniz ki bunu Budapeşte’nin çoğu yerinde de rastlama şansınız var.
Meyve-sebze, peynir, yerel giysiler, hediyelik eşyalar ve benzeri
ihtiyaçlarınızı bulabilirsiniz.
Balıkçı Tabyası: Gitmek
için zaman bulamadığım burasını çok sevimli bulanlar var. Macaristan’ın
kuruluşu adına yapılan bir yer. Yapım yılı 1800’lü yıllara gidiyor. Macaristan’ı
kuran yedi kavimi temsil eden yedi kule yapılmış.
Matthias Kilisesi: En
fazla ziyaretçi çeken yerlerden birisi olan bu klişe 700 yıldan beri ayaktadır.
Buda Kalesi içerisinde yer alıyor. Kale’nin giriş kapısından içeri girince
muhteşem yapılar olduğunu görürsünüz. Avusturya-Macaristan Devleti’nin
kuruluşunda önemli bir yere sahip. Türkler Buda’yı ele geçirince bu klise
camiye dönüştürülmüş. Budapeşte Türklerden alınırken ise bu klise çok
yıpranmış. Hatta bir duvarı yıkılmış.
 |
Matthias Kilisesi |
Trinity Meydanı: Trinity
Meydanı Buda Kalesi’nin
merkezi gibidir. Bu meydanda Matthias Kilisesi yer alıyor. Meydanda bulunan sütun
1710-1713 arasında Philipp Ungleich tarafından yapılmıştır. Veba salgınından
korunma amacıyla yapılmış bir sütün. Batıl inanç ürünü diyebiliriz.
Buda Kalesi: Kraliyet
Sarayı olarak bilinen yerdir. Avusturya-Macar İmparatorluğu döneminde
çok yoğun şekilde kullanılmış bir kaledir ve bizden geriye kalan hatıralardan
bazıları buradadır. Görkemli yapılar vardır. Günümüzde Budapeşte Tarih
Müzesi, Macar Ulusal Galerisi ve Ulusal
Szechenyi Kütüphanesi yer alıyor.
 |
Buda Kalesi içi |
Gellért Tepesi: Tuna
Nehri’nin yanı başında muhteşem manzaralar sunan bir tepedir. Nöbet
değişimleri her akşamüzeri bir helikopter tarafından izleniyor. Çıkılmadan
olmaz denilen bu tepeye biz çıkamadık ancak mutlaka çıkmanızı öneririm.
Budapeşte’ye ilk gittiğiniz gün ya da ertesi gün çıkınız. Ayak tabanlarınız
yorulduğunda zorlanırsınız. Gellert Kale’si Avusturyalı Habsburgslar tarafından
1850 ile 1854 arasında yaptırılmıştır.
 |
Gellért Tepesi |
Vajdahunyad Kalesi: Bu binayı ilk gördüğümüzde ne muhteşem tarihi bir bina demiştik. Ancak
hakkında biraz araştırma yapınca 100 yılını doldurmuş bir bina olduğunu
anladık. Ama bu da bir tarihi süreçtir. Şimdi tarım müzesi olarak kullanılıyor.
Görmeniz tavsiye olunur, çünkü yanı başındaki göl, yeşil alan bunu hak
ediyor. Ki zaten Kahramanlar Meydanı’na çok yakın.
 |
Vajdahunyad Kalesi |
Tuna Kıyısındaki Ayakkabılar: Nehrin kıyısında beton üzerine anı olarak demirden
yapılmış bu ayakkabılar bir dönemi hatırlatması için bulunuyor. İkinci
Dünya savaşında öldürülen Yahudilerin ayakkabılarını temsil ediyorlar. 1944-1945
yıllarında burada Yahudiler kurşuna dizilmiş ve nehre atılmışlar. Bu
ayakkabıları yapan da bir Türk. Parlamento binasına yakın bir yerde.
 |
Ayakkabılar |